KOD ADI: "DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ"

 

Son günlerin gündemde en çok yer alan ve en çok ses getiren tartışmalarından birisi hiç kuşkusuz son dönemlerin en yılmaz AKP savunucularından Abdurrahman Dilipak'ın "AKP' bir İngiltere,ABD ve İsrail projesidir" şeklindeki sözlerinin, bu sözleri sarf ettiği Merkez Parti Genel Başkanı Prof. Abdürrahim Karslı'nın evinde bulunan Ünal Tanık tarafından Rotahaber isimli internet sitesinde yayınlanması  ve bu haberin hemen ardından Zaman  Gazetesi yazarı Ali Bulaç'ın konuyla ilgili eş zamanlı yazısı ve SP Lideri Mustafa Kamalak'ın da konuya ilişkin açıklamalarının peş peşe gelmesi oldu.

Gazeteci Ünal Tanık,Rotahaber'deki yazısında AKP'nin bir ABD,İngiltere ve İsrail projesi olarak kurulmasının ötesinde çok daha çarpıcı bilgilere de yer verdi. Tanık'ın yazdıklarına göre ABD "İslami değerlerin yükselişte olduğu bir konjonktürde, islami tabana sahip bir partiyi iktidara getirmek için" bir proje hazırlamıştı.

Ancak işin ilginç kısmı bundan sonrası. Çünkü Gazeteci Ünal Tanık'ın yazdıklarına ve Abdurrahman Dilipak'ın bulunduğu toplantıda yer almış olan bir diğer gazeteci Ali Bulaç'ın köşesindeki yazısı ile doğruladığı bilgilere göre bu teklif önce rahmetli Necmettin Erbakan'a, daha sonra ise rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'na yapılmış ve bu iki lider teklifi kabul etmeyince teklifi kabul eden Erdoğan-Gül ikilisi önderliğinde AKP kurdurularak iktidara gelmesi sağlanmıştı.

Peki Erbakan ve Yazıcıoğlu teklifi neden kabul etmemişlerdi? 

Çünkü "Proje yapıcılar" 1-İktidara taşıma 2-İktidarda kendilerine sorun çıkaracaklara operasyon yaparak tasfiye etme 3-Gerekli finansman desteğinin sağlanmasını garanti ederken karşılığında da habere ve şahitlerin doğrulamalarına göre 3 şey istemişlerdi...

Bunlar ise 1-İsrail’in güvenliğinin arttırılması ve önündeki engelleri kaldıracaksınız. 2-Büyük Ortadoğu Projesi yani sınırların değişmesi. 3- İslam’ın yeniden yorumlanmasında "proje yapıcı küresel güçlere"yardımcı olunması.

Bu konuda şimdiye kadar yazılanlar kadar belki de daha da çarpıcı bir habere Gerçek Gündem internet sitesinde CHP'ye yakınlığı ile bilinen Barış Yarkadaş imza attı.

Yarkadaş,Deniz Baykal'ın henüz CHP Genel Başkanı olduğu dönemde, "ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Irak'ta Saddam'ı devirmek için Türk askerini kullanmak istediğini,dönemin Başbakanı Ecevit'in buna karşı çıktığını, Ecevit'le bu işin yürümeyeceğini" söyleyerek Cüneyt Zapsu kanalı ile Baykal'ın nabzını yokladığını ancak Baykal'ın sert biçimde teklifi reddettiğini ifade ediyor...

Şimdi bakıyoruz şöyle...

ABD kafasına Büyük Ortadoğu Projesi'ni koymuş, Türkiye'yi yeniden şekillenecek Ortadoğu'da kendi istedikleri şekilde yorumlanmış bir İslami düşünce yapısının uygulayıcısı ve İsrail'in güvenliğinin bekçisi olmak için gönüllü bir iktidar kurguluyor.

Ve "İktidar" karşılığında,"kesin taleplerini" masaya koyuyor...

Görevdeki Ecevit teklifi reddediyor,Erbakan reddediyor, Yazıcıoğlu reddediyor, Baykal reddediyor...

Bugüne gelirsek teklifi reddeden 4 liderden 3'ü hayatta değil,1 tanesi ise "tasfiye edildi"

Ecevit ABD'ye karşı çıkışının bedelini partisine yöneltilen saldırı ile DSP'nin pramparça olması, bir sonraki seçimlerde ise %1 oy alarak fiilen tarihe karışması ile ödedi. Erbakan teklifi reddetti; bunun bedelini kontrolündeki Fazilet Partisi'nin kapatılması ile ödedi (AKP  kadrolarının yeni siyasi oluşum için önü açıldı) Yani Ecevit ve Erbaken yaşarken "siyasi ölü" haline getirildi.Zaten bu 2 lider bir süre sonra vefat ettiler.

AKP'nin "kurdurularak" tek başına iktidarı ile merkez sağın büyük bölümünü çatısı altına alınması sağlanırken Yazıcıoğlu uluslararası güç odakları için artık ne bir tehdit ne de bir alternatifti. 

Ancak ne olduysa 2009 yılında oldu...

"Bir yerlerden düğmeye basılmıştı"...

KOD ADI:"DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ"

ABD'nin iktidar talebini reddeden 4 liderin bugün 3'ünün hayatta olmayışını, 1'inin ise tasfiye edilişini iyi irdelemek lazım...

Aslında Yazıcıoğlu'nun "kalemi kırılmamıştı" çünkü yukarıda da belirttiğimiz üzere bir tehlike olarak görülmüyordu. 

Ne zamana dek 2009 yılına dek... Şimdi bu yazıyı okuyan pek çok kişinin aklına "2009 Yerel Seçimleri" gelse de olayın boyutu zannımca çok daha büyüktü.

Yazıcıoğlu'nun 2009 yerel seçimlerinde düşen bir helikopterde ardındaki "derin soru işaretleri" ile birlikte trajik ve "şüpheli" ölümü aslında uluslararası güçlerin çok büyük bir bölgesel operasyon öncesindeki Türkiye'de gerçekleştirmek için düğmesine bastıkları bir "Temizlik Operasyonu'nun" ilk adımıydı...

Ve sıra Mayıs 2010'da CHP Lideri Baykal'ın "Kaset Operasyonu" ile itifa ettirilmesine gelmişti...

Öte yandan TSK içerisindeki  milli unsurlar, en etkili yerlerde görevdeyken Ergenekon operasyonları ile cezaevine konulmuş, Türk Ordusu "Tam uyumlu" hale getirilmişti.

Yapılan tüm bu "operasyonların" tek sebebi vardı:  Sahneye konulması için son hazırlıkların yapıldığı "ARAP BAHARI" tiyatrosu öncesinde küresel güçler 2001 Mart Tezkeresi'nde olduğu gibi tatsız bir sürpriz istemiyorlardı.

Büyük Ortadoğu Projesi revize edilmiş, Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesi haline gelmişti. Rejimler değişecek,liderler devrilecekti.Bu esnada Türkiye'nin yeni bir "Milli Duruş" sergileyerek projeyi sekteye uğratmasına tahammül yoktu.

Yazıcıoğlu (Yazıcıoğlu partisinin  oyu çok düşük olsa da kendi "özgül ağırlığı" çok yüksek olan ve derin devletin "milli kanadı" ile çok girift ilişkilere sahip bir siyasi figürdü,sıkıntı yaratabilirdi) ve Baykal'ın(Baykal yönetimindeki bir CHP'nin Türkiye'nin ateş çemberi içerisine girmesi önünde nasıl set olacağı gerek yapılan ilk teklifi reddi gerekse 2001 Mart Tezkeresi'ni Meclis'ten geçirmemesi ile zaten belliydi) tasfiyesi bu nedenle "zorunluydu"....

Yazıcıoğlu kesin olmasa da kuvvetle muhtemel helikopteri düşürelerek öldürüldü. Ancak CHP Lideri'ni öldürmek kitlesel olarak ciddi bir kaosa yol açacağından Baykal'a bilinen "Kaset operasyonu" düzenlenerek siyasal olarak tasfiyesi sağlandı.

Türkiye artık "Arap Baharı" projesi öncesi küresel güçlere karşı milli direnç noktaları zayıflatılmış yahut tamamen yokedilmiş bir "Dikensiz Gül Bahçesiydi".

Mayıs 2010'da Baykal istifa ettirildikten sadece 7 ay sonra Tunus'taki gösterilerle birlikte "Arap Baharı" tiyatrosu perdelerini açtı.

ABD kullanım süresi kendisi için dolan rejimleri ve liderleri tek tek tasfiye etti,Tunus,Mısır,Libya,Yemen ve Bahreyn'de rejim ve liderler değişirken,ülkelerde fiili bölünmeler yaratıldı.

Suriye yangın yerine döndü,binlerce insan iç savaşta hayatını kaybetti,milyonlarca insan iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığındı. Ülke fiilen bölündü...

Peki Türkiye ne yaptı?

ABD uçaklarına İncirlik'ten binlerce sorti yapma izni verdi, Libya'ya savaş gemisi gönderdi, Kaddafi karşıtlarına elden milyon dolarlar verdi, Suriye'deki muhalifleri silahlandırdı ve askeri eğitim verdi...

Yani "Dikensiz Gül Bahçesi" nden isteyen istediği kadar çiçek topladı...

Bugün gelinen noktada AKP kurulmadan önce teklif sunulan 4 liderin( Ki bu liderlerin hepsinin milli yanlarının kuvvetli oluşu ortak özellikleridir) 3'ünün ölü, birinin ise siyaseten "etkisiz" eleman olması kadar, gerçekleşen "şüpheli ölümlerin" ve "kaset operasyonlarının" bu bağlamda  büyük ölçek üzerinden yeniden değerlendirilmesinin de çok önemli olduğu bir gerçek.

Türkiye'ye geçmişte yapılan bu ve benzeri "derin operasyonlardan" ders çıkarılmazsa önümüzdeki süreçte küresel güçlerin çok daha çetin ve acımasız olacağı şüphe götürmez bir gerçeklik olan hesaplaşmalarında maalesef en büyük zararı yine Türkiye'nin görmesi de kaçınılmaz olacaktır.